irtibat: 0216 311 58 27 - 0541 789 65 95


Yüksek Mimar Mahmut Sami Kirazoğlu Cami Mimari Sorunları, Önerilerini ve Değerlendirmelerini ‘Ulusal Cami Mimarisi Sempozyumu’nda Aktardı.

‘Cami’nin maddesi, manası, unsurları, geleneği, geleceği, sorunları ve öneriler ile ilgili bazı konuları paylaşmak istiyorum: İlk mescit Kâbe’dir. Camiler Beytullah’tır. İnanç ve ibadetin mecz edildiği maddi kaygıdan ırak insanın kendisiyle hesaplaştığı kulluk vasıflarının, vecibelerinin mahlûkatla paylaşımlarının anlatıldığı Yaradan’ına ibadet hamdı. Şükür ve dua ettiği; bazen tek ancak çoğunlukla cemaatle uygulandığı mekândır.’ dedi.

Eşref-i Mahlûk olan insanın en saygın yeri alnının Hâlik’i için yerlere kapandığı ama en fazla yüceldiği secde ve kulluk, iman, ilim, irfan, edep, niyaz ve tevhid makamıdır. Camiler, dün, bugün ve yarın düşünülerek Allah rızası için yapılır. Yalnız gerekliyse yapılmalıdır. Gereken yere ve gerektiği kadar, gerektiği tarzda yapılmalıdır.

Manevi Duyguların Bütününü Yaşamak

Bir Mümin’in yarım saatlik ibadeti için camiye giriş çıkışında manevi yönden büyük fark oluşur. Belki zararlı girer karlı çıkar. Belki de karlı girer daha karlı çıkar.

Âlemler şerefine hak olunmuş Peygamber Efendimiz Beytullah inşaatlarında sırtlarında taş taşıyarak mahlûkata nasıl bir ulvi hizmet örneği sunmuşlardır. Bu Sünnet-i Şerif’le kaç kişi müşerref olabilir ve nasiplenebilir ki? Fırsatı azimle kovalamak, gelirse kaçırmamak lazımdır.

Camiye Bakış

Mimaride binaya dıştan ve içten bakış gibi (özellikle camide) caminin de âleme bakışı önemlidir. Bu Beytullah’ın, bu secdegâhın, bu niyazgâhın, bu Nazargâh-ı ilahinin sonradan insanı hesaba çekme tehlikesine maruz kalma ihtimali de vardır. Bu yüzden cami yaptıranlar, iznini verenler, çizenler, uygulayanlar yani nasipliler hepsi emanetçi olduklarının şuurunda olarak, bu büyük hizmetin gereğini ifa için halisane canı gönülden çalışmalıdırlar. Özellikle hayırsever halktan toplanan yardımın doğru yere gitmesi gerekir, çünkü bu bir emanettir. Helal sarfiyatın önemi; helal kazançtan aşağı değildir!

Cami Sanatı’nın Dünden Bugüne Durumu

Cami sanatının kapısı yüzlerce sene önce kapanmamıştır. Kopyası bile yapılamayan o ecdad yadigârlarıyla âşık atmak niyeti niye? Ne estetik, ne statik, ne detay, ne bütün, ne fonksiyon, ne sirkülasyon, ne hacim, ne nispet, ne malzeme, ne maliyettir. Karmaşık, kimliksiz bir çelişkiler yığını. Dolayısı ile de hedefe ulaşamayan özenli projemsilerle ne yapılmak isteniyor ki? Üstüne üstlük tek hata yetmeyerek kopyalanıp dağıtmak sureti ile katlanabiliyor ama Neden? Çünkü proje beleş! El cebinden hayır olmaz. Nasibi olan zaten bayırı yapacaktır. Aslında yapının esası -en önemli kısmı olan- fikir projesinin bir kâğıt tomarı gibi düşünülerek bu kadar ucuzlatılması acı bir durumdur. Burada cehalete saygı yerine, işin ciddiyetine ve hassasiyetine binaen, ilme ve tecrübeye hürmet, emeğe takdir de olmalıdır. Falan yerden alınan bir planın filan yere uyması birçok sebepten mümkün olamaz, olmamalıdır da.

Cami Projeleri

Cami projesinde, özel yarışmalar hariç karar mercii, Cami idare heyeti veya en çok para yardımında bulunandır. Hep bunlar iyi niyetlidir 'iyi niyet şart, ancak yetmez, takdir için bilgi, kültür, iman gereklidir.

Cami mimarlarının fazla yetişmeme sebebi mimarlık fakültelerinde yeterli cami eğitimi verilmemesi ve de cami yaptıranlar tarafından manevi, maddi desteklenmemesidir.

Mimara ödenecek proje ve kontrollük parası sanki sokağa atılmış gibi kabul ediliyor, hatta büyük bir meziyetmiş gibi bedava proje yaptırdık diye çevreye övünülüyor. Dolayısıyla mimar kontrole gelmiyor, kim bilir kaçıncı defa tatbik edilen o proje de kalfa ve heyete esir düşüyor. İlk ve en önemli etap olan fikre değer verilmeyip projenin karşılığı verilmezse bazen de çalınıp habersiz başka yerlere uygulanırsa bu kul hakkına girmez mi? Önce İslam adına hizmeti iyi öğrenip sonra yola çıkmak gerekir.

Yapımı birkaç sene süren ve tarihe mal olması düşünülen bir eserin projesine niçin birkaç ay ayrılmaz. Bayrağı teslim alan çok zaman geriye koşuyor. Neden? Çünkü bilinçsizlikten. Bizde atiye göre yararlı ecdat olmak istediğimizden, dürüstlüğümüzle birlikte zararlı ecdat olmamalıyız. Dere yatağına bina yapıp, ama sel gelince suçluyu dışarıda arayan durumuna da düşmemek için zamanında, yerinde, usulüne uygun, kanuni, düzgün ve doğru iş yapmamız şarttır.  Bu kıymet bilmezlik ve teşvik noksanlığından ötürü Türkiye’mizde senede yüzlerce cami yapılırken maalesef cami mimarlarımız ters orantıda ikili rakamların üzerine bir türlü çıkamıyor. Çünkü bu uygulamalar mimarsız imarlardır.

Cami Sanatının Ustalarından Örnekler

Cami tasarımında Mimar Sinan devrinde doruk noktaya ulaşmış olmasına rağmen, ilk mescitten günümüze kadar geçen evrede bir gelişme, bir farklı açı yakalayabileceksek neden istifade etmeyelim. Çok direkli camiler birazda o devrin imkânlarına paralel olmuş büyük açıklık geçememişler. Emevi, Abbasi, Mevliki ve ayrıca Selçuklu ve Bursa Devri gibi bu süreç İslam tarihinin, sanatı ve kültürüdür. Sinan tarzında olduğu gibi planlamada insanın psikolojisini düşünerek bazen büyük bir kubbe altında toplulukla bazen de kenarda bir maksurede tek ve sessiz kalmak isteyerek mutlu olabileceğini bilmeliyiz. Unutmayalım ki, zamanında düşünceye daha çok zaman ayırıp işleve daha duyarlı olunmuştur. (tuvalet ve abdestlik arasında belirli bir mesafe bırakılması gibi)

İncelemeliyiz, irdelemeliyiz, detayda ve bütünde ruhunu bozmadan, aynı besteye bir sürü güfte giydirmek yerine yeni, yorumlar katabilmeliyiz.

Tabi ki farklı düşünceler olacak, bu çeşitliliği getirecek ancak "olmazsa olmaz noktalarında ortak paydada buluşarak fikirden fiile daha rahat geçilecektir. Mimaride kırılan kol yen İçinde kalmaz, saklanmaz göz önündedir. Neticede imkân sağlayan, tasarlayan, yaptıran, yapan, kullanan, seyreden bir şekilde anlaşmak zorundadır. Teknolojiyle birlikte işlevine uymak kaydı ile Caminin gelişimi olabilir, ama namaz kılmanın gelişimi olamaz ancak imkanlarla kolaylıklar, rahatlıklar, emniyet, konfor, hijyen vb. daha fazla sağlanabilir. Buna karşılık sırf değişiklik olsun çağdaş yapıyorum diyerek “keşke usulü ile üslubu ile ve nispeti ile yapabilse” kubbeden kaçmaya, tarihe sırt çevirmeye işlevinden kopuk, soğuk ve kasvetli akustiği perişan saf düzeni ile İlgisi olmayan garip şekiller peşinde olmasa gerek. Bu tarz denemelerden hangisi hatta dünya genelinde de olsa en küçük bir Mimarbaşı Kocasinan önüne geçebilmiştir. Yaklaşanı dahi olmayan o büyük ustanın yüzlerce sene önceki imkânlarıyla detay, bütün ve ruhtaki yaptığı şaheserlerinin birçok sırrının bile hala çözülemediği düşünülürse onun namına konuşarak şimdi yaşasaydı şunu yapardı bunu yapmazdı demek, haddi aşmak olur herhâlde. Medyumu Şükran olarak rahmetle anıp o büyük tevazu sahibi Mimarlar Sultanına sadece hayran olunur. Lütfu İlahi olan elimizdeki manevi, maddi miras nimetlerine şükrederek dağlardan gemileri bir gecede aşıran ecdadımızın izlerinden yürümeye, çözmeye, istifade etmeye, mümkünse hatta geliştirmeye çalışan kadirşinas evlatlardan olmak ne güzel. Diğer denemeler ileri gidebiliyorsa ne ala, geriye kayıyorsa emekler nereye gidiyor?

Bölgesel, tarihsel üslup, Selçuk ve Osmanlı’dan sonra yabancı etkiler, Barok, Ampir, yeni klasik devir ve günümüz istisnalar hariç, çabalamalara rağmen çağdaşlaşamamaktadır. Burada, bu tarihi yoğunluktan sonra göz ve gönlün kabulleneceği yumuşak bir geçiş daha uygun olsa gerek.

Yüksek Mimar Mahmut Sami Kirazoğlu’nun Cami mimari sorunları, önerileri ve değerlendirmelerinin devamı bir sonraki sayımızda yer alacaktır.

E-DERGİ
Abdurrahman Gazi Mah. Abdurrahman Gazi Cad. Derebayırı Sok. Aşiyan Konutları No:5 C1 Blok Kat:1-2 Sancaktepe - İSTANBUL Tel : 0216 311 58 27, 0541 789 65 95 Gsm : 0216 311 58 27 www.camidergisi.com